Drama Kumpanya
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Sanat Yönetmeni
  • Kadromuz
  • Oyunlarımız
  • Galeri
  • SDK
  • Kumpanya Yazıları
  • Çalışma Dosyaları
  • İletisim

DRAMA KUMPANYA YAZILARI

Picture
SAHNEDEN GEÇEN KİMSENİN YOLU CEZAEVİNE DÜŞMEZ

                                                 Deniz DEMİR

Günlerden cezaeviydi. Evet bu cümleye anlam yüklemek zor gelebilir ilk okunduğunda ama öyleydi. Göreve ilk kez başlamanın heyecanı üzerine, ilk dersimi cezaevinde verecek olmanın yükü binmişti omuzlarıma. Yakınlarımdan kimse orada bulunmamış ve hiç cezaevine gitmemiştim ta ki “Drama Kumpanya” ekibi olarak Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevi’nde “Sahneden Cezaevine Destek Kampanyası”nı uygulamak üzere bir araya gelene kadar.

Sabaha kadar heyecandan ve tedirginlikten uyuyamamış gözlerle başladım güne. Cezaevinin bahçe kapısından girer girmez önce kimliğimi aldılar! Orada kural böyleydi, içeri giren kim olursa olsun önce elinden kimliğini alıyorlardı. Eğer kimliğini kapının arkasında bırakmazsan orada tutunamıyor, şüpheli gözlerle bakılıyorsunuz. Bu benim için geçici bir tramvaydı çünkü oradaki ders saatim akşama bitiyor ve çıkarken kimliğimi tamamen kaybetmeden geri alabiliyordum. Oysa dersi paylaştığım mahkum kardeşlerim, ağabeylerim, amcalarım yıllarca o koridorlarda ve o koğuşlarda kimliksiz dolaşıyor ve zamanla onları kaybediyorlardı. Neyse ki uzun aranmalardan sonra kapı güvenliklerini de geçmiş içeriye girmiştim. Bu “içeriye girmiştim” cümlesini bir çok açıdan inceleyebiliriz. Oraya girerken bir çok duyguya bürünmek mümkündür çünkü. Mesela bir bayan olarak orada nasıl tepkilerle karşılaşacağımı bilmeden girmek ya da özgürlüğünün değerini bilerek girmek ya da neden girdiğini düşünerek girmek… Bunlar çoğaltılabilir ama her sorunun cevabı olmaya da bilir. Tıpkı oradaki mahkumların da cevapsız kalmış soruları olduğu gibi. Ben tek bir soru üzerinden giderek cevapları bulmaktan yanayım. “Neden içeriye girmek?” Biz ekip olarak sloganımızı belirlemiştik “Herkes tiyatro yapabilir!” Bunun için bir çok yerde bir çok kişiyle bir araya gelmiş ve bunu kanıtlamıştık. Ama “herkes” kavramı geniş bir anlam ifade eder. Bunun içine sokak çocukları, iş adamları, yoldan geçen herhangi biri, üniversite öğrencileri, hastalar ve hatta mahkumlar da girebilirdi. Bunların bilincinde olarak başlamak gerekirdi. Biz de öyle yaptık. Gerekli izinlerin ardından cezaevine eğitim için girebilmeyi başardık.

Ve işte ders saati. Cezaevinin konferans salonunda ders vermek üzere beklediğimiz mahkum arkadaşlarımız gelmişti. Endişeli gözlerimle her birini tek tek inceliyordum. Söze nasıl başlamalıyım diye düşünürken bir anda dersi yaparken buldum kendimi. Ders boyunca sanki cezaevinde değildim. Onların beni hiç yadırgamadığı gibi ben de onları birer abi gibi hissederek sürdürdük dersimizi. Hepsi birbirinden yaratıcı ve yetenekli bir grup vardı karşımda. Her yaptığımız çalışmada istediğimiz sonuca varabiliyorduk. Yani onların bizden hiçbir farkı yoktu, suçları dışında. Suç dedim ama burada koskocaman bir soru işareti beliriyor kafalarda. Bu suçları neden işlemişlerdi? Nasıl işlemişlerdi? İsteyerek miydi yoksa bir anlık bir kontrolsüzlük müydü? Tabi ki bilinçli olarak yapılanlar da vardı aralarında. Asıl anlatmak istediğim bu durum nasıl kurtarılabilirdi. Yani onlar “Neden içeriye girmişti?” Biz “Neden içeriye girmiştik?” onlara cevap bulabilmek için önce bizim cevabımızı vermemiz gerekiyor. Hata herkesin yapabileceği, sosyal durum, ekonomik durum, ailesel ve çevresel koşullar gibi bir çok nedene bağlı olabilen bir eylemdir. Önemli olan bunları yaşayan insanları toplumdan soyutlamadan tekrar kazanabilmektir. Orada konuştuğum ağabeylerimin çoğu “Bir anlık bir şeydi, sonra pişman oldum, kendimi kontrol edemedim.” diyorlardı. Tam da üstüne gelmişti ki dersimizin konusu “Kontrol”dü. Aslında tiyatro başlı başına kendini ve çevreni kontrol edebilmekten geçer. Sahneye çıktığınızda atacağınız her adımı hesaplarsınız. Size yapılan bir etkiye tepkinizi  mutlaka rolden çıkmadan kontrollü bir şekilde verirsiniz. Role ne tam anlamıyla girersiniz, ne tam anlamıyla çıkarsınız, yani yine kontrol etmek durumundasınızdır. O halde tiyatro, kendini kontrol edebilmeyi  öğrenebileceğiniz en doğru yer olmuş ve “Neden içeriye girmek?” sorumuz cevabını bulmuş oluyor. Mahkumlarla kontrol çalışmalarını elbette tiyatro teknikleriyle yapmak gerekirdi.

Ders sonunda yaptığımız değerlendirmede hemen hemen yukarıda yazdıklarımı konuştuk. Sonuçta bu çalışmalarımızın amacının hem onlara vakit geçirmek olduğunu, onların da bir değeri olduğunu, onların da tiyatro yapabileceğini, bir yetenekleri olduğunu hem de tiyatro terbiyesiyle kontrollü davranabileceklerinden bahsederken ömrümde unutamayacağım bir söz söyledi mahkumlardan biri. “Sahneden geçen kimsenin yolu cezaevine düşmez.”

Ders orada son buldu; çünkü üstüne söylenecek söz yoktu.

 

                                                                                   Deniz DEMİR

                                                                                      04.10.2010

 

                                                                            DRAMA KUMPANYA

                                                 SAHNEDEN CEZAEVİNE DESTEK KAMPANYASI

                                                                  Eğitim Koordinatörü: Kemal Oruç

                                                                         www.dramakumpanya.com


Picture
Create a free website with Weebly